Nazmi Bey müziğe karşı ilginiz nereden geliyor? Der gibi olduğunuzu hissediyorum.
İzmirli sanatçı Melis Akın hanımefendinin hikayesine geçmeden önce sanatçılara karşı saygım, müziğe karşı da ilgim hakkında birkaç kelam etmek istiyorum.
Yıl 1994
Memleketim Gördes’te İhlâs Haber Ajansı'nın kaşe muhabirliğine başladığım günlerde Mali Müşavir merhum (ruhu şad olsun) Fahri Sezgin Beyefendinin sahibi olduğu 90.7 Gördes FM radyosunda “Gecenin Aydınlığı” ismi altında 22.00 - 24.00 saatleri arasında uzun yıllar program yapan birisi olarak müziği seslendiren sanatçılara karşı saygım, müziğe karşı da ilgim vardı.
Sanatçı Melis Akın Hanımefendinin seslendirmiş olduğu sözleri kendisine ait olan “bir onursuza bir gurursuz yakışır” şarkısını beğenmiştim.
Kendilerine şarkının başarılı bir çalışma olduğunu ifade ederek, nasıl ki her çekilen fotoğrafın her çizilen resmin bir hikayesi olduğu gibi bu şarkınızın da bir hikayesi vardır. İsterseniz şarkının hikayesini Manisa'da Son Nokta Haber Sitemizde yer verebilirim dedim.
Melis hanım'da “anlatacak çok hikayem, yazacak çok sözüm, paylaşacak çok duygum var” diyerek şarkının hikayesini yayınlanmak üzere göndereceğini söylemişti.

İŞTE MELİS AKIN’IN O HİKAYESİ
Ben Melis Akın. Egeli bir ailenin kızı, 37 yaşında, evli ve üç çocuk annesiyim. Asıl mesleğim estetisyenlik. İnsanlara dokunmayı, kendilerini iyi hissettirmeyi mesleğim haline getirmiş olsam da, kalbimin en özel köşesinde yıllardır büyüttüğüm başka bir tutku vardı: müzik. Çünkü bazen insanın görünen hayatının yanında, sessizce içinde büyüttüğü başka bir hayat daha oluyor. Benimki de tam olarak buydu.
EN BÜYÜK HAYALİM MÜZİK
Yıllar boyunca içimde büyüttüğüm en büyük hayaldi müzik. Çocukluğumda müzik eğitimi aldım, ilerleyen yıllarda kamera önü eğitimi de aldım; çünkü sanat, kendimi ifade etmenin en gerçek yollarından biri oldu benim için. Ama hayatın yoğun temposu, sorumluluklar, annelik, iş hayatı ve zamanın akışı içinde bu hayal hep içimde kaldı. Hiç sönmedi ama hep biraz ertelendi. Çünkü bazen kadınlar kendi hayallerini en sona bırakmayı çok iyi biliyor.
EN BÜYÜK DESTEKÇİM RAHMETLİ ANNEM
Bu yolculukta en büyük destekçim rahmetli annemdi. Müziğe olan sevgimi ilk gören, beni cesaretlendiren, eğitim almam için destek olan, yazdıklarımı ilk dinleyen oydu. Aslında bu hayal biraz da onun hayaliydi. Yaklaşık bir buçuk yıl önce annemi kaybettim. Onun gidişi hayatımda tarif edilmesi zor bir boşluk bıraktı. Ama aynı zamanda içimde yarım kalmış ne varsa daha yüksek sesle konuşmaya başladı. Sanki onun bana bıraktığı inanç, “Artık erteleme” dedi. Bugün attığım her adımda onun emeği, sevgisi ve duası var.
ŞUAN İSE EN BÜYÜK DESTEKÇİM VE YOL ARKADAŞIM EŞİM
Şu an ise en büyük destekçim ve yol arkadaşım eşim. Bu yolculukta bana inanan, yorulduğumda beni ayağa kaldıran, hayalime tutunmamı sağlayan en büyük güçlerden biri o. Çünkü bir hayalin peşinden gitmek dışarıdan göründüğü kadar romantik değil; çok büyük emek, sabır, disiplin ve fedakârlık istiyor.
BAZI HAYALLER BEKLEDİKÇE KÜÇÜLMEZ İNSANIN İÇİN DE DAHA DA BÜYÜR
Yolun henüz çok başındayım. Ama bu yolda gerçekten çok çalışıyorum, yazıyorum, üretiyorum. Bir şarkıyı paylaşmadan önce aylarca dinliyorum. Her seferinde başka bir duygusunu keşfediyor, her kelimesini yeniden hissediyorum. Çünkü benim için müzik sadece duyulan bir şey değil; yaşanmışlık, duygu, samimiyet ve cesaret demek. Hayatım zaten oldukça tempolu. Bir yanda işim, bir yanda annelik, bir yanda hayatın koşuşturması… Ama bazen insan en gerçek hayali için kendinden feragat etmeyi de göze alıyor. Uykusuz kalarak, yorularak, yeniden başlayarak… Çünkü bazı hayaller bekledikçe küçülmez; insanın içinde daha da büyür.
ŞARKIMIN HİKAYESİ SAMİMİYETTEN DOĞDU
İlk şarkımın hikayesi de tam olarak bu samimiyetten doğdu. Dışarıdan bakıldığında aldatılmanın hikayesi gibi görünebilir ama aslında çok daha derin bir yerden geliyor. Çünkü herkes aldatıldığında çekip gitmiyor. Hayat bazen siyah-beyaz değil. Bazen insan kırılsa da kalıyor. Gitmek istese de gidemiyor. Kimi zaman sevgiden, kimi zaman alışkanlıktan, kimi zaman da içinde hâlâ bitmemiş duygular olduğu için… Benim şarkım tam olarak bu duygunun sesi. Bu yüzden klasik bir “güçlü kadın gider” hikayesi değil; daha gerçek, daha insani, daha kırılgan bir yerden konuşuyor. Çünkü bazen en zor şey gitmek değil, kalmanın ağırlığını taşımak oluyor.
BU DAHA SADECE BAŞLANGIÇ
Bu daha sadece başlangıç. Anlatacak çok hikâyem, yazacak çok sözüm, paylaşacak çok duygum var. Ben bu yola sadece bir şarkı çıkarmak için değil, gerçekten içimdeki sesi duyurmak için çıktım. Ve inanıyorum ki bir yerlerde, benim hissettiklerimi hisseden insanlar bu şarkılarda kendinden bir parça bulacak.
GURUR MU? ONUR MU? DİNLEMEK İÇİN LÜTFEN FOTOĞRAFI TIKLAYINIZ
Yorum Yazın :Misafir